VAN BAROSU ROJİN KABAİŞ DAVASINDAN NEDEN ÇEKİLDİ ?
21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in hikâyesi, eğitim hayatına yeni başladığı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin sahilinde yürüyüşe çıkmasıyla başladı. Rojin, 27 Eylül 2024 akşamı ayrıldığı yurda bir daha geri dönemedi. Günlerce kendisinden haber alınamadı. Yoğun arama çalışmalarının ardından acı haber Van Gölü kıyısından geldi ve Rojin’in cansız bedenine ulaşıldı. Genç bir kadının hayallerinin bu şekilde yarım kalması, ardında yalnızca büyük bir acı değil, cevap bekleyen birçok soru işareti de bıraktı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in kaybı ve ardından gelen acı haber hepimizin yüreğini yaktı. Günlerce süren arayışın ardından cansız bedenine ulaşılan Rojin’in ölümüyle ilgili soru işaretleri ne yazık ki hâlâ giderilebilmiş değil. Kamuoyu ve acılı aile, adalet adına somut gelişmeler beklerken Van Barosu’nun Rojin Kabaiş davasından çekildiğini açıklaması, tartışmaları daha da derinleştirdi.
Peki, kamuoyunun yakından takip ettiği bu dosyada Van Barosu neden çekilme kararı aldı? Toplumsal hassasiyeti bu kadar yüksek olan bir kadın ölümü davasından çekilme kararı, birçok insanda büyük hayal kırıklığı oluşturdu. Hukuki açıdan kurumların bazı dosyalardan çekilmesi mümkün olabilir. Ancak gerekçe ne olursa olsun, toplumun adalet beklentisinin yoğun olduğu böylesine önemli bir davada geri adım atılması, adalet sistemine duyulan güveni zedeleyebilir.
Rojin’in ölümünün ilk gününden bu yana resmî makamların değerlendirmeleri ile aile ve kamuoyunun şüpheleri arasında farklı görüşler bulunmaktadır. Bir tarafta olayın intihar ya da kaza olabileceği ihtimali değerlendirilirken, diğer tarafta cinayet şüphesini gündemde tutan iddialar yer almaktadır. Bu nedenle dosyanın tüm yönleriyle aydınlatılması büyük önem taşımaktadır.
Baba Nizamettin Kabaiş’in yaşadığı çaresizlik ise hepimizin yüreğinde derin bir yara bıraktı. Kızını eğitim alması için üniversiteye gönderen bir babanın, bugün adliye koridorlarında ve kameralar önünde gözyaşı dökmesi, yalnızca bir evlat acısını değil; adalet arayışının ne kadar zorlayıcı olabileceğini de gözler önüne seriyor.
“Kızımın katillerini bulun.” diye feryat eden bir babanın sesine kulak vermek, vicdani bir sorumluluktur.
Aslında Rojin Kabaiş davası yalnızca bir ailenin değil, hepimizin davasıdır. Van Barosu’nun çekilmesi, bu davanın kapandığı anlamına gelmemeli ve gelmemelidir. Hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde soruşturma ve yargılama süreçleri şeffaf biçimde sürdürülmelidir. Çünkü unutulan her dava, toplumun adalet duygusunda derin yaralar açar.
Nizamettin Kabaiş’in çaresiz gözlerle adaleti beklemesine seyirci kalmak, insanlık vicdanıyla bağdaşmaz. “Adalet mülkün temelidir.” sözü, Rojin için de anlamını korumalı ve bu temel sarsılmadan ayakta kalmalıdır.
Rojin’in hikâyesi yalnızca yas tutulacak bir kayıp değil, aynı zamanda toplum olarak üstlenmemiz gereken önemli bir sorumluluğu da hatırlatmaktadır. Bu tür acıların tekrar yaşanmaması için hepimize görev düşmektedir. Çevremizde yaşanan olaylara karşı duyarsız kalmamalı, bir gencin, bir kadının ya da bir çocuğun tehlikede olabileceğine dair en küçük bir şüphede dahi gerekli resmî kurumlara bilgi vermeliyiz.
Şehirlerimizi, kampüslerimizi ve sokaklarımızı gençlerin güven içinde yürüyebileceği alanlar hâline getirmek yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil, toplumun ortak sorumluluğudur. Sokak aydınlatmalarından güvenlik eksikliklerine kadar her türlü sorunun giderilmesi için duyarlılık göstermeliyiz.
Davanın takipçisi olmak ve hukuki sürecin sağlıklı işlemesini istemek hepimizin görevidir. Birbirimizin sesine ses olmalı, adalet arayışından vazgeçmemeliyiz. Gençlere yalnızca eğitim ve başarıyı değil; insana, yaşama ve kadına saygıyı da öğretmeliyiz.
Hukuk, insan onurunu koruyan en önemli mekanizmalardan biridir. Rojin Kabaiş olayında ve benzeri tüm vakalarda hukuk, tarafsızlık ilkesi doğrultusunda hareket etmeli; kadınların ve gençlerin yaşam hakkını korumak için yalnızca olay sonrasında değil, önleyici ve koruyucu politikalarla da etkin rol üstlenmelidir.
Rojin Kabaiş olayına baktığımızda hukukun temel değerleri olan adalet, şeffaflık ve adil yargılanma hakkının ne kadar önemli olduğu bir kez daha görülmektedir. Adalet, her bireyin güven içinde yaşayabilmesinin en temel güvencesidir. Hukuk, Rojin gibi gençlerin yaşam hakkını, geleceğini ve hatırasını koruyan en güçlü kalkandır.
Son olarak, adaletin er ya da geç tecelli edeceğine olan inancımızı koruyoruz.
Rojin’e ve tüm kadınlara sözümüz olsun; kalemimiz de sesimiz de susmayacak. Haksızlığa uğrayan, sessizliğe mahkûm edilen her kadının sesi olmaya devam edeceğiz.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (2)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
